Niçin ölüyoruz?” sorusu, yerini şu soruya bırakmak zorunda kalacaktır : “Neden hala yaşıyoruz?”. Çünkü binlerce engelin arasında, ki bunların çoğu gözümüzden kaçar, hala varolmamız, mucize gibi bir şey.

Jacques RUFFIE, Cinsellik ve Ölüm

Can Sıkıntısı Üzerine

Bunu söylemekten utanç duyuyoruz ama çok sıkıldık. Bunu sözcüklerle anlatmak çok zor. Bizi ancak gerçekten canı çok sıkılmış kimseler anlar. Sanırım bu can sıkıntısına Angstta diyebiliriz, demeyedebiliriz. Burada önemli olan canımızın sıkılmış olması ve bunun çözümünün olmamasıdır. ( -i ‘leri -ı’ya dönüştürmek çok yorucu)

Geçmiş ve gelecek sonsuzluk içinde yutulan kısacık yaşamımı düşündükçe, hatta benim bilmediğim ve beni bilmeyen uzayların sonsuz büyüklüğü içinde kaybolan, kapladığım küçücük uzayı gördükçe, dehşete kapılıyorum ve orada olmaktan çok, burada olmama şaşırıyorum; çünkü orada değil de burada olmama, o zamanda değil de bu zamanda olmama ilişkin hiçbir neden yok.

 Pensées
 

… insanlar bir lider arayışı içindeler. Enerjik, kitlesel ve dinamik bir lider istiyorlar. Kimse çelimsiz bir tanrı istemiyor. Göğüs ve bel ölçüleri arasındaki farkın yetmiş beş santim olmasını istiyorlar. Büyük göğüs kasları, uzun bacaklar, çukur çene ve iri baldırlar istiyorlar. İnsanüstü bir şey görmek istiyorlar. Hayattakinden daha büyük boyutlar istiyorlar. Hiç kimse sadece anatomik olarak düzgün birini istemiyor. İnsanlar anatomik gelişim istiyorlar. Ameliyatla büyütülmüş. Yeni ve geliştirilmiş. Silikon takviyeli. Kolajen enjekte edilmiş.

Gösteri Peygamberi (Survivor) Chuck Palahniuk

Ben Kimim? … ? … ? … ? …?

Bazen insanlar size öyle kalıplar verir ki kim olduğunuzu unutursunuz. 

“Ben kimim?” diye soruyorum kendime. Sonra Soruyu “Ben gerçekten kimim?” diye değiştiriyorum. Ben kimim? sorusu hep başkalarının benimle ilgili kalıplarını getiriyor aklıma. Ama ben gerçekte kim olduğumu arıyorum. “Ben, benim” diyorum. Bu benim için yeterli bir cevap. Başkası için bir totoloji, anlamsız, üstü kapalı bir tanıma dönüşüyor.

İnsanların bana yapıştırıp durdukları tanımların ağırlığını hissediyorum. Sanki tüm o tanımların içini doldurmak zorundayım. Ağırlıkları altında eziliyorum. Sıkılıyorum tanımlardan. Kim olduğumu en çok ben biliyorum ama bu bile kalıcı değil. Ben, sürekli o benden başka bir bene gidiyorum. Sonra yine başka bir bene.. Aslında hep ben oluyorum ama tek tek baktığım da hiç biri ben değil..

insanlara “Ben bu değilim.” demekten yoruluyorum. Asla “Ben buyum” diyemiyorum. Bu değilim biliyorum en azından şuanda..

Dünya nasıl da geniş, nasıl da yüksek… Ve aklın ürettikleri, dopdolu -havada uçuşan tüyler, tohumlar gibi, etrafa saçılıyor, puf diye yok oluyorlar. Aynı aslandişi gibi; o da böyle bir çiçek değil miydi? Ortaya çıkar, dilekler halinde patlar. (Patti Smith, Hayalperestler)

Dünya nasıl da geniş, nasıl da yüksek… Ve aklın ürettikleri, dopdolu -havada uçuşan tüyler, tohumlar gibi, etrafa saçılıyor, puf diye yok oluyorlar. Aynı aslandişi gibi; o da böyle bir çiçek değil miydi? Ortaya çıkar, dilekler halinde patlar. (Patti Smith, Hayalperestler)

Patti Smith - Dancing Barefoot

(Kaynak: youtube.com)

Eddie Vedder - Long Nights 

(Kaynak: youtube.com)

Ölüm daha fazla olasılığın olanaksızlığıdır.

Heidegger

The Last Shadow Puppets - My Mistakes Were Made For You (thelastshadowpuppets tarafından)